top of page

OYUNLAR

image.png
pixgenie_1769186156077_edited.jpg

Detroit: Become Human

2038 yılında androidlerin bilinç kazanarak kölelikten kurtulma mücadelesini konu alan, ahlaki ikilemlerle dolu bir bilim kurgu oyunudur. Kara, Connor ve Markus adlı üç androidin kaderini, oyuncunun verdiği kararların şekillendirdiği, insan hakları ve bilinç temalı sürükleyici bir anlatı sunmaktadır. 

image.png
image_edited.jpg

Deneyimimiz

Oynarken en çok hissettiğimiz şey verdiğimiz her kararın ardında sahneler ilerledikçe bir bedel var; “doğru seçimi gerçekten yaptık mı?" akılları kurcalayan bir soru. Hikâyeler oynanıştan çok ahlaki seçimler üzerinden ilerliyor ve karakterler arasındaki bağlantı oyunu daha canlı tutuyor. Oyun bittikten sonra aksiyon sahnelerini bizi ne kadar etkilesede geri dönüp “başka türlü davransaydım ne olurdu?” diye düşündürttü. Bir oyundan ziyade, seçimlerimizle şekillenen bir olay olgusunun içindeymişiz gibi hissettirdi.

image.png
image.png
image_edited.jpg

Resident Evil biohazard

Ethan Winters'ın 3 yıldır kayıp olan eşi Mia'yı bulmak içi terk edilmiş bir çiftlik evinde, Baker ailesinin eline düşmesini ve hayatta kalma mücadelesini konu alır. Oyun da oyuncu Ethan Winters'ı kontrol ederek, enfekte olmuş bir ailenin yaşadığı yerde uzun zamandır kayıp olan karısını arar, bulmacaları çözer ve düşmanlarla savaşır. Acaba eşimize kavuşabilecek miyiz?

Deneyimimiz

 Oynarken serinin aksiyon ağırlığından çıkıp saf hayatta kalma korkusuna döndüğünü net bir şekilde hissediyorsunuz. Baker malikanesine girdiğimiz ilk andan itibaren sürekli avlanan taraftaydık; mermi az, kaçış zor, düşmanlar ise oldukça inatçı. Hikâye ilerledikçe sadece korkmak değil, olan biteni anlamayada çalışıyorsun. Akılda kalan şey büyük kovalamacalar değil, karanlık koridorlarda nefesleri tutup "nereden ne çıkacak acaba?" diye sorgulayarak attığımız adımlar oldu.

image_edited.png
image.png
a4fb5499-6dcf-4d53-abd2-00382d94fc99_edi

MISIDE

Bir mobil simülasyon oyununa

hapsolan bir oyuncunun, sevimli sanal

karakter Mit'nın takıntılı ve tehlikeli

tavırlarıyla başa çıkarak gerçek dünyaya

kaçmaya çalıştığı korku-macera oyunudur.

Klasik bir flört oyunu görünümü altında

gizem, psikolojik gerilim ve korku unsurları

barındırır. Oyun kararlarımıza göre şekillenir

ve farklı sonlara sahip olur. Bakalım biz doğru

kararlar verebilecek miyiz?

Deneyimimiz

Başta masum, hatta biraz sevimli görünen atmosfer zamanla bozuluyor. Oyun, jump scare’dan çok psikolojik gerilimle çalışıyor; ne olacağını değil, ne zaman olacağını merak ediyorsun. En etkili tarafı, oyuncuyla doğrudan etkileşime girmek. Menü, kayıt sistemi, hatta “oyun kuralları” bile güvenilir değil. Bu da kontrol duygusunu yavaş yavaş elinden alıp güvenini test ediyor. Alışılmış korku oyunlarından farklı olarak akılda kalıcı olan şey atmosferi ve oyuncuyla kurduğu manipülatif ilişki.

The Baby In Yellow

Kendinizi çok garip bir bebeğin olduğu bir evde bulduğunuz birinci şahıs bir korku oyunudur. Bebek bakıcılığı işiniz, bir sorun olduğunu anlayana kadar normal görünüyor ve bebek bakıcılığı yaptığınız çocuk ilk göründüğünden daha kötü halde, bu tüyler ürpertici çılgın bebek iyi beslenmeli, temiz olmalı ve en önemlisi

eğlendirilmelidir. Bebek sevmeyen bizler acaba çocuğu eğlendirebilecek miyiz?

Deneyimimiz

Bu oyunu oynarken ilk başta basit bir “bebek bakıcılığı” simülasyonu gibi lanse ediliyor ancak bebeğin garip davranışları dikkat çekince olaylar daha farklı bir evrene evriliyor. Günlük, sıradan görevler yaparken ortamda detaylar fark etmeye başlıyorsun; bakışlar, sesler, ışıklar… Bu bebek masum değil diyorsun içinden. Oyunda ilerledikçe Newt karakteriyle tanışıp onunda yardımlarıyla beraber bulmacaları çözmeye başlıyorsun. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

The Boba Teashop

Kurumsal hayattan kaçıp hayalindeki bubble tea dükkanını açan Risa adında bir kadının, stres ve hayaletlerin etkisiyle seri katile dönüşmesini konu alan bir korku oyunudur. Risa, 5 yıl boyunca biriktirdiği parayla dükkanını açar, ancak aşırı çalışma ve yaşadığı korkunç bir olay, onu dükkandaki kaba müşterileri öldürüp banyoya saklayan birine dönüştürür.

Deneyimimiz

Başta masum bir boba dükkânı simülasyonu, sipariş hazırlarken bir anda arka plandaki sesler, bozuk ışıklar ve garip müşteri davranışları içten içe huzursuzluk yaratmaya başlıyor. Asıl korku jumpscare’den çok tekinsiz atmosferden geliyor; bu his sürekli üstünde. Dükkânda tek başına kalmak kişide psikolojik baskı kurmakla kalmayıp paranormal olayların gerçekliğinide tetikliyor.

image.png
image.png
image.png
image.png
image.png
fire 1_edited_edited_edited_edited_edite
image_edited_edited.png
Untitled Project (2)_edited.png
Untitled Project (6)_edited.png
Untitled Project (5)_edited.png
image_edited_edited_edited.png
image_edited_edited.png
image_edited.png
image.png
image_edited.png

DISPATCH

Zırhını kaybeden eski süper kahraman Robert Robertson'ın bir süper kahraman sevk merkezinde dispeçer olarak çalışmaya başlamasını konu alan, anlatı odaklı bir strateji ve iş yeri komedisi oyunudur. Oyundaki temel göreviniz, "uyumsuzlar" olarak adlandırılabilecek işlevsiz bir süper kahraman ekibini yönetmektir. Şehirdeki acil durumlara hangi kahramanı göndereceğinize karar verirken, onların yeteneklerini, zayıflıklarını ve bekleme sürelerini stratejik olarak yönetmeniz gerekir. Bakalım yönetebilecek miyiz?

Deneyimimiz

Bu oyun, klasik bir “süper kahraman” oyunundan çok kriz anında ''Nasıl yönetirim?'' Sorusuna cevap veriyor. Kahramanları doğru anda, doğru göreve yönlendirmek asıl mesele. Bir yandan ekiplerin psikolojisiyle uğraşırken, diğer yandan şehirde aynı anda patlayan sorunlar yüzünden sürekli “Hangisi daha az zarar verir?” Hesabı yapıyorsun. Yanlış bir dispatch kararı zincirleme sonuçlar doğuruyor; küçük bir ihmal ileride büyük bir felakete dönüşebiliyor. Hikâye tarafı sakin ama ciddi, seçimler ağırlık taşıyor. Sakinliği koruyarak ve düşünerek oynanması gerek.

image_edited_edited.png
Adsız tasarım (1)_edited_edited.png
image_edited_edited_edited.png

TUGITO LIVE CLUB

ENTER THE EXPERIENCE

image.png
YOUTUBE (1).png
image.png
image_edited_edited.png
bottom of page